Yeni bir nostalji kuşağı ile karşı karşıyayız:) Şehir hayatı nedeni ile köy yaşamından bir çok nesne ile karşılaşma fırsatı bulamayan miniklerimiz, kitaplarda bu nesnelerin ismi geçtiğinde kafalarında bu nesneyi canlandıramıyorlar. Örneğin; Aybike Esra ile okuduğumuz bir kitapta küçük bir çocuğun köy yaşamı ile ilgili bir hikaye anlatılıyor. Bu köy yaşamında sobada patates pişirdiklerinden, ısındıklarından, ahırdaki hayvanlardan, otlatmaktan ve daha bir çok farklı köy yaşamına ait kavramlardan bahsediliyor. Ama bu yaşamı daha önce deneyimlememiş olan kızım için durumu gözünde canlandırmak hiç de kolay değil. Çocuklar bu ve bunun gibi pek çok alanda kelimeleri ve kavramları somutlaştıramamakta ve anlamlandıramamaktadır. Buda bilgiler arasındaki bağlantıların tam olarak kurulamamasına ve akıl yürütme becerisinin aksamasına neden olur.
Çocukları farklı bir çok uyarana maruz bırakın, her şeyi deneyimlesinler dememizin nedeni de işte budur. Çocukların akıl yürütme ve anlamlandırma becerilerini güçlendirmek, kelime hazinelerini genişletmek, bakış açılarını genişletmek… Farklı konularda ne kadar çok yaşantısı olursa o kadar bu yetenekleri gelişecek ve aktif bir beyne sahip olacaktır. Bu deneyimler ister köyde geçirilen bir gün olsun, ister bir sanat müzesini gezmek olsun, isterse de bir spor müsabakasını izlemek olsun. Yeter ki görsün , izlesin, tecrübe etsin.
Evet biz de misafirliğe gittiğimiz bir ortamda soba bulduk hemen tanımaya koyulduk. Ne işe yarar öğrenmeye çalıştık. Dil gelişimini ve kavram bilgisini destekledik. Bir de güzel ısındık ki sormayın.