Günümüz şartlarında maalesef ki hayatlarımız koşuşturmaca içerisinde geçiyor. İş hayatı, ev hayatı, sosyal yaşam, çocukların okulları, gereksinimler için yapılan alışverişler, işler işler işler… Gün sonunda herkes bir köşede bitkin halde yatar vaziyette oluyor. Sürekli yetiştirilmesi gereken şeyler oluyor. Ev işleri oluyor, ödevler oluyor, ofisten gelen ve yarına hazır olması gereken evraklar oluyor. Bu hengamede bir şeyi unutuyoruz: KONUŞMAYI. Özellikle konuştuğumuz şeyler işte var olan problemler, günün yoğunluğu, ödevlerin yapılıp yapılmadığı oluyor. Sohbet etmiyoruz. Aile bireylerinin halini hatırını sormuyoruz. Kuru bir “Nasılsın?”la geçiştiriyoruz.
Ailenin bir arada kalmasının, mutlu aile bağlarının, mutlu çocuk yetiştirmenin en önemli unsurlarından biri “İletişim”dir. İletişim olmadan çocuk eğitimi olmaz. Bu nedenle çocuk yetiştirirken en dikkat edilmesi gereken şey; çocukla kaliteli vakit geçirmek ve konuşmaktır. Bu aynı zamanda en iyi disiplin yöntemidir.
Hiç farkettiniz mi çocuklarınız neden en yoğun olduğunuz dönemde huysuzluk çıkarırlar? Çünkü o gün yetiştirmeniz gereken birçok şey vardır, çocuk kenara itilir ve öylece beklemesi istenir. Ama çocuk ilgi ister, fark edilmek ister, konuşmak ister ve arıza çıkararak da olsa istediğini elde eder. Bu nedenle ne kadar yoğun olursanız olun çocuklarınıza vakit ayırmayı ihmal etmeyin. Onların yegane varlığı sizsiniz ve sizin ilginize ihtiyaçları var. Küçük molalarda onunla bir şeyler yapın. Yaptığınız şey sırasında sohbet edin.
Çocuklar konuşmayı sever ve sürekli soru sorarlar. Onların sorularını cevaplamak, merak duygularını pekiştirir ve daha araştırmacı çocuklar yaratır. Yaptığınız etkinlikler hakkında konuşun, anlatın. Ufkunun genişlemesine olanak tanıyın. Dil gelişimini destekleyin. Hem de sizinle sohbet etmenin hazzıyla duygusal gelişimine katkıda bulunun.
Çocuklar hayattan küçük şeyler bekleyen varlıklardır. Ufacık şeyden bile mutlu olabilecek yeteneklere sahiptirler. Yaptığınız 10 dakikalık bir sohbet onların, yataklarına mutlu bir biçimde gidip uyumalarına yeter. Yeter ki sevildiklerini ve ilgilenildiklerini bilsinler.